|
|||||||
| ŞİİR, ÖYKÜ, FIKRA,MAKALELER PAYLAŞMAK İSTEDİĞİNİZ ŞİİR, ÖYKÜ, MAKALE VE FIKRALAR |
|
|
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
#1
|
|||
|
|||
|
Şİİr DÜnyamiz
bu köşe..sizlerin, kendinizi şiirsel ifade etme köşesi olsun.hadi bakalım. |
|
#2
|
|||
|
|||
|
Hayırlı olması dileğiyle.............. ELLERİNİZE VE YALANA DAİR Bütün taşlar gibi vekarlı, hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli, bütün yük hayvanları gibi battal, ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz. Arılar gibi hünerli, hafif, sütlü memeler gibi yüklü, tabiat gibi cesur ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizliyen elleriniz. Bu dünya öküzün boynuzunda değil, bu dünya ellerinizin üstünde duruyor. Ve insanlar, ah, benim insanlarım, yalanla besliyorlar sizi, halbuki açsınız, etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız. Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya, göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan. İnsanlar, ah, benim insanlarım, hele Asya'dakiler, Afrika'dakiler, Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik adaları ve benim memleketlilerim, yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu, elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız, elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz. İnsanlarım, ah, benim insanlarım, Avrupalım, Amerikalım benim, uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi, ellerin gibi tez kandırılır, kolay atlatılırsın... İnsanlarım, ah, benim insanlarım, antenler yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa rotatifler, kitaplar yalan söylüyorsa, duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa, beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların, dua yalan söylüyorsa, ninni yalan söylüyorsa, rüya yalan söylüyorsa, meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa, yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı, söz yalan söylüyorsa, renk yalan söylüyorsa, ses yalan söylüyorsa, ellerinizden geçinen ve ellerinizden başka her şey herkes yalan söylüyorsa, elleriniz balçık gibi itaatli, elleriniz karanlık gibi kör, elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun, elleriniz isyan etmesin diyedir. Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız bu ölümlü, bu yaşanası dünyada bu bezirgân saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir. NAZIM HİKMET [1949]
__________________
Önce Sağlık |
|
#3
|
|||
|
|||
|
Genç Bir Şaire Öğütler Nedir ki, sanat, etki yaratmak da değildir. Ama hiç mi hiç. Bu mesele üzerinde insan kendini yoklamalı. Paris mahallelerinin yoksul-luğunty anlatmak istiyorsanız kadifelerden sözaçacak değilsiniz. Yeter ki bir karşıtlık çizmek istemiş olmıyasınız. Apollinaire, antoloji şiirleri’nden, yani kusursuz şiirlerden ürkerdi. Belki hakkı da vardı. Nedir ki, kusursuz şiiri, sanata saygı göstermek için yazmayı da bilmeli.’ Sonra daha yapılacak başka şeyler de var. Çok şeyler. Evet evet dilbilgisi, söz sanatı, vezin ve Özellikle sesbilgisi öğrenin. Gerisini de unutun. İlham. ilhama inanıp inanmadığımı soruyorsunuz, değil mi? Tabiî inanırım. Hem buna sezgi denir. Buna beden istekleri denir. Bu, ilham alan kişiye göre değişir, insanoğlu meleklerden de cinlerden de ilham alabilir. Bu iş için çeşit çeşit melekler, çeşit çeşit cinler vardır. Ama periler arasında dâhi olanlarımda vardır. Bir sanatçı, ilham verici dehaya erişirse,- eleştirmeciler onun için: “Dehası var” derler. Tevrat’ta Yakub’un merdiveni Tanrıya yaslanmıştır; melekler bu merdivenle gökyüzüne inip çıkarlar. Periler, insanlardan beceriksiz, gezegen yaratıklardır. Demek ki, Tanrının tanıklığına dayanarak, onların o züğürt ilhamları üzerinde tartışılabilir. Gelgelelim, hatırı sayılır meleklerde vardır. Ama nedir, onlara yaraşır olmak da gerekir. Ya da onları, Tanrılara yaraşır temiz bir yürekle karşılamak gerekir diyelim. Öte yandan hırsızlık, cinayet ve inatçılık aşılıyan ilham cinleri de vardır. Sizi onlardan koruması için dua edin Tanrıya. Demekki ilham, dizginlenmelidir. Kendinizi yoklayın. Buna, düşünce, çifte kavrulmuş düşünce, kendini yaşıyor görmek, başkalarını yaşıyor görmek adları verilir. îç dünya budur. insanlar, şair olmak için yarım-cinaslarla biten ve aynı uzunlukta olmıyan mısraları alt alta dizmenin yeteceğini sanıyorlar. Oysa, şair olmak için, ilkin insan, sonra da sair-insan olmak -gerekir. Öteki türlü, domuzdan daha gülünç bir kuşcağız olup çıkıverirsiniz. Şairliğe kalkışan delikanlıların elele vermesi, doğrusu ya, gülünçtür. Buna karşılık, yeniden dirilen’ Isa İle söylesen o havariler gibi, güzellikle söyleşen zeki insanlar topluluğuna diyecek yoktur. Sıkılmamağa bakın. Cansıkıntısı, şiir alanında günâhların en büyüğüdür. Cansıkıntısı şiirin cehennemidir. Hadi bir tanesi, dünyanın, bilimlerin, dillerin ve aşkın dört bucağını dolaşmış olan Byron’un sıkıntısı, bir şeylere benzer diyelim. Ama sıkıntı’nın böylesine o kadar az raslanıyor ki; en doğrusu hiç söz açmamak bundan. (Gülünç olmamak için.) Doğrusu ya, halk, edebiyatı umursamıyor. Nedir ki, bizim de yığınların beğenisine göre yazdığımız söylenemez. Yok, halkın beğenisine göre yazıyorum derseniz, o vakit her şeyi değiştirmek gerek. İşte o vakit, halkın beğenisini incelemek, her kelimede ona hizmet etmek gerek: Onun o pis aşklarından sötaçmak, cehenneme onunla birlikte inmek gerek. Bir örnek : Edgar Poe’nun KUZGUN şiirinde bir lâmba, menekşe rengi kadifeden bir koltuk, Pallas’ın bir büstü* çalışmalar ve hayaller içinde geçen bir gece vardır. Etkilerin en ulu olanına varabilmek için dekorun nasıl hazırlanmış olduğuna bakın. Uy anam . . . insan yaratmak için istediği etkiyi bilmeli, her şeyi o etkiye göre ayarhyabilmeli. Nedir ki, sanat, etki yaratmak da değildir. Ama hiç mi hiç. Bu mesele üzerinde insan kendini yoklamalı. Paris mahallelerinin yoksul-luğunty anlatmak istiyorsanız kadifelerden sözaçacak değilsiniz. Yeter ki bir karşıtlık çizmek istemiş olmıyasınız. Demek ki, belli başlı noktaları seçmelisiniz. Bu konu üzerinde derinleşmek için Rus romanlarını inceleyin. Ben Gogol’un Ölü Canlarım size sakk vereyim. Ölü Canlar’da evlerin, mobilyaların manzarasıyla insan karakterlerinin nasıl canlandırıldığını görebilirsiniz. Yeni buluşlar! Sanatı kurtaran yeni buluşlardır. Yaratma, buluşların yeşerdiği yerdedir ancak. Her sanatın kendine göre buluşları vardır. Beklenmedik bir yere bir bemol ya da . bir diyez yerleştirmeyi düşünmek, bir buluştur. Yeni bir mazmun (ah, ne de az Taslanır) bir buluştur belki. Yerine oturmuş bir renk, bir eser çapında yepyeni bir orantıdır. Fakat gerçek buluşlar, düşüncelerin ya da duyguların tutuşmasından doğar. Buraya, o baş belâsı “basmakalıp sözler” tartışması sokuşturula-bilir. Basmakalıp söz, konuşmalarda kolaylığı sağlıyan bir. paroladır; bu da duyguya sırt çevirmekte işe yarar. Bir şair, kelimelerin ‘topunu yaşamak zorundadır, şair olmıyanların buna vakti yoktur; basmakalıp sözler adı verilen kolaylık köprüleri bunun için, yaratılmıştır. Şair kaç okka basmakalıp söz kullanacağını kestirebilir, ama o, onlara, alısamıyacağından korktuğu vakit başvurur ancak. Karanlık deyimlere saplanmadan yeniliğe erişebilmek için, hazırlop ‘formüllere uymı-yan kelimelerin ne zaman kullanılacağını bilen de odur. Şiir, bir tutuşmanın, içten bir kaynaşmanın sonucu ise mutlu demektir. İşte o zaman anlaşılmamaktan korkmamak gerekir. Hüner, şiirin mutlu olup olmadığını bilmektedir. Mutlu şiir, güzel ve makarnalık olmıyan musikisinden Ötürü saklanır. Apollinavre’in şiirleri arasında mutlularını araştırın, birkaç tane ya bulursunuz ya bulamazsınız. Mutlu gür, kelltfelli, ahenkli, akıcı, pırıl pırıl parlıyan’ şiirdir; Öyle ki, onu işiten en hımbıl köylü bile: “Ah, ne güzel,-” derde, “Bu da ne demek?” demez. “Buda ne demek?” Bize heyecan veremiyen şairleri bu sözle azarlarız. Azarların içinde en ağırıda budur. Max Jacob Çeviri: Salâh Birsel teşekkür ederim.....mehmet emin abi. |
|
#4
|
|||
|
|||
|
ŞAİR OLMAK İÇİN NE GEREKİR? Şair olman için, İnsan sarrafı olman gerekir. Şair olman için, Duygusal olman gerekir. Şiir yaza bilmen için. Dünyaya at gözüyle değil de, Farklı gözlerle bakabilmen gerekir. Şiir yazabilmen için aşık olman gerekir. Her insan bence şair olabilir. Yeterki duygullarını kalemle özdeşleştire bilsinler. Ve yeterki kendilerine güvene bilsinler. Ayrıca her öğüde kulak verip, Yaşadıklarından ders çıkartabilsinler. İşte tüm bunları başarabilecek, Ender insan vardır. oturup düşünebilecek ender insan vardır. Mustafa Önal |
|
#5
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
yok yok..bu kadar da değil.seni en güzel ifade edebilecek sevdiğin şiirler de olabilir.kesinlikle.. |
|
#6
|
|||
|
|||
|
köşeniz hayırlı olsun deniz52 Mavi Hece Gülistan ve Bostan; Bağı kopmaz aşkımızın iki şahidi, Ey ceylan gözlü yarim! Dikeni olmayan gülleri getirdim kapına Güller ki aşk kırmızısı hepsi Dokunmazsan küsecekler, Gül aşka su Aşkın yüreğimde mavi hece... Yalancı şafaklardan kaçarak düştüm yollarına Aşkın renkli fotoğraflarını çektirdik seninle Gelmelerime aşina bu yabancı şehirde Tadına varamadığımız kavuşmalar İki yaka bu kadar mı yakın olur birbirine Allah’ım! Gülüşün gecelerime y***an Yüreğin kanat çırpar iki elimde Mavi heceli türkümüzün ırasıydı dualarımız, Birbirimizin yüreğine dayanan Esrarlı, masum sevişmelerimiz, Gurbetin günahıydı inadına yaptığımız! Cemreler düştü beklemelerimize Yollarıma gülüşlerini ser Aşkı hecelere böl Kimse ortak olmasın bu derde, İçimde alevlenen özlemlerine Uykusu bölünmüş sabrıma gözlerini bırak! Hadi ellerini ver yüreklerime Tek hecelik sırrımıza vefakar kalbinle, Sultanları tahtından eden aşkın sancısıydı Seni sana çeken, Beş parasız ağrıydı hep yitirdiklerim Gözlerin zeytin dalı oldu umutlarıma, Gülistan ve Bostan; Bağı kopmaz mavi hecemizin iki şahidi, Ey gözlerimde hasreti tüten yar! Dikeni olmayan gülleri getirdim sana Güller ki aşk kırmızısı hepsi Dokunmazsan küsecekler, Gül aşka su Aşkın yüreğimde hep mavi hece... ZAFER ŞIK |
|
#7
|
|||
|
|||
|
SEVDA Bir sevda yarattım, İkimiz için. Gülen gözlerinde, Yaşamak için. Dertlenip derdinle Yaşamak için. Ayaz gecelerde, Isınmak için. Ateşinle yanıp Erimek için. Köz olup külünle, Savrulmak için. Gecemi gündüze, Çevirmek için. Bir ömür seninle, Geçirmek için. Bir sevda yarattım, Kül olman için, Gönül ateşiyle, Kavrulman için. Nurdane Diken |
|
#8
|
|||
|
|||
|
VE KAYBETMEK SENİ O seni düşünmek yok mu Geceler dolusu seni düşünmek Sarılmak karanlıklara sen diye Sen diye kucaklamak y***anı okşamak, öpmek O seni beklemek yok mu Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek Ahh, ayak sesleri, kapı gıcırtıları bilemezsin Bir defa yaşamaktır o, bin defa ölmek O seni özlemek yok mu Saçlarını, ellerini, dudaklarını özlemek Uzun uzun gözgöze gelmek seninle Seninle bir olmak, beraber olmak, sevişmek O seni gizlemek yok mu Kuşlardan, çiçeklerden bile kıskanıp gizlemek Seni saklamak içimde delice, divanece Öylece yaşamak seni, öylece sevmek Ve seni kaybetmek yok mu Bulduktan sonra seni kaybetmek İşte o beni yakan, yıkan, solduran Ses versem de duyamazsın artık Yüreğimde kan, gözlerimde kan, dudaklarımda kan AHMET SELÇUK İLKAN |
|
#9
|
|||
|
|||
|
SON BAKIŞ Son bakışlarındı içimi yakan Gözlerimde sel yaratan Beni benden alan Son bakışlarındı...! Şimdi seni sensiz Senden uzakta yaşıyorsam Bu yine senin gözlerinde saklı Son bakışlarında saklı Gözlerimin bebeğinde saklı...! |
|
#10
|
|||
|
|||
|
BU NASIL AYRILIK Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda Gözleri kal diyor dudakları git Bakışın anahtar gözlerin kilit Ellerin aç diyor dudakların git Ayrılık dönüşü olmayan nehir Yalnızlık yıkılmış bomboş bir şehir Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir Gözyaşın kal diyor dudakların git Gidersem bir daha dönmeyeceğim Kalırsam kalbime yenilmeyeceğim Çözemedim seni çıldıracağım Gözlerin kal diyor dudakların git Duvardan insin mi resimlerimiz Yabancı olsun mu isimlerimiz Ya o deli dolu gecelerimiz Anılar kal diyor dudakların git Bu romanda biter belki birazdan Ne aşklar yıkıldı gururdan nazdan Ağlıyor besteler yine hicazdan Şarkılar kal diyor dudakların git AHMET SELÇUK İLKAN |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|