|
#21
|
|||
|
|||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
"Önce kulaklarım gitti. "Gitmesi için bir neden yok. Sen duymak istemiyorsun," dediler. Sonra aldatıldım. Bu sefer bacaklarım gitti. "Aldatıldığını kabullenirsen düzelir," dediler. Kabullendim. Bacaklarımı geri almayı başardım ama kulaklarım orada kaldı. Tekrar aşık oldum. Sonra terkedildim. Bu sefer ellerim gitti. Reddettim. "Aşk yüzünden olamaz," dedim. "İçindeki adam seni kandırıyor. Deli hastanesine yatmalısın," dediler. İçimdeki adamın varlığına inandırıldım. Ağrıdan yerlerde sürünürken, içimdeki adamı yenmek için ilaç almayı reddettim. Sonra "Pardon. Biz yanılmışız. İçinde başka bir adam yokmuş, sen gerçekten hastaymışsın," dediler. Ve en sonunda gözlerim güneşe veda ederken, "Yapılacak bir şey yok. Kabullenmelisin. Kör ve sağır bir şekilde de yaşayabilirsin," dediler. Reddetmek istedim. Başaramadım..." Murat Kefeli'nin (internetteki takma adıyla Ciddigeyik'in) kendi kör ve sağır oluşunu anlattığı, O.D.T.Ü. Yayıncılık tarafından yayınlanan, "Anne Neden Ben?" adlı kitabından alintidir... |
|
#22
|
|||
|
|||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
Hayatın içinden geçiyoruz, hayat da bizim... Gün, karanlığa döndüğünde s***ulamalar başlıyor, sabaha karşı ise yargılamalar... Geçip giden gençliğin zincirden boşanmış hayaletleri, sabaha karşı yatak odasının bir köşesinde kendisine sıranın gelmesini bekliyor. Huzursuz gecelerin sabahı daha bir huzursuz oluyor. Dünü düşünüyorsun... Bugünü... Gündüzü... Geceyi... O anı ve ertesi günü... Ve bir sonraki geceyi... Bu arada bugün kaçıyor ellerinden, zaman akıyor parmak aralarından... Geçmiş yıllarda hovardaca harcanan bir an bile, şimdi çok ağır bedel sayılıyor... Sonra geçtiğin caddeleri daha bir başka gözle geçiyorsun... Kaldırım taşları sanki canlı ve sert basarsan incinecek gibi... Yıllarca önünden geçtiğin bakkalın suratındaki derinleşen izleri görünce, eve gittiğinde ilk işin aynaya koşmak oluyor... Ve günler günleri izliyor... Ve sen de günleri izliyorsun bir yandan... Kum saati çoktan tersine dönmüş, her düşen kum tanesi kurşun gibi beynine ve ruhuna işliyor... Ve aynaya her baktığında gördüğün adamın suratında pişmanlık biraz daha fazla okunuyor... Her seferinde: Hayatının içinden geçen tramvayda hiç bir zaman vatman olamıyorsun... Ve rayların döşendiği güzergâh da asla sana ait değil... Kâh ayakta gidiyorsun, kâh boşalan bir yere oturuyorsun... Bazen de ayakta durmaktan yorulup bir kenara çömeliyorsun... Yıllar geçiyor, eklemler biraz daha gevşiyor... Beynindeki gri hücreler, ölürken ruhundaki en derin izler, birer uçuruma dönüşüyor... Çokça beslenme sepeti kokuları duyuyorsun ve ilkokul öğretmenini hatırlıyorsun... Yeni bir beyaz yakanın sana verdiği sevinç, beslenme sepetinden çıkan bir dilim sanayağlı reçelli ekmek, sana bugünün en uç hazlarını yaşatıyor... Yerine bir şey koyamadığın şey; hatıraların... Seni ayakta tutarken ayakta vuran onlar... Siyah oluyorsun bazen hayatın içinde, bazen beyaz kalıyorsun. Ama beyaz kalsan kirleniyor, siyah olsan suçlanıyorsun... Ve ölmeden bir dakika önce, koca bir hayatın boş yere geçtiğini farkediyorsun... Ben biliyorum bunu... Ben defalarca öldüm. Ve şunu sordum defalarca kendime: Çok doğmak mı iyi, yoksa çok ölmek mi acı.. Neticede bu soru yerini şu hükme bıraktı her seferinde: Beyazın kaderi kirlenmek, siyahın kaderi suçlanmak Abdullah ÖZDOĞAN |
|
#23
|
|||
|
|||
|
güçlüyüm..
Güçlü Yanlarımız Aksilikler konusunda iyimser olun, iyimserliğin can alıcı noktası açıklama stratejisidir. Diğer bir deyişle, işler ters gittiğinde durumu kendi yetersizliğiniz olarak mı açıklarsınız? ya da olaylara getireceğiniz yorumun öğrenmeyi ve yeni girişimleri teşvik etmesini mi sağlarsınız? Negatif düşünce kalıplarından eyleme geçmeden kurtulamazsınız. Bu kalıplar; Ben yaratıcı değilim. Ben beceremem Ben sakarım. Ben aşkta mutlu olamam. ….Vb. olabilir. Bu düşüncelerden hangisi belirirse belirsin, siz kendinize ‘’ Bunun neden doğru olduğunu düşünüyorum?’’ diye sorun.Sesi kesilecektir. İyimserliğinizi, cesaretinizi güçlendirerek hayata geçirebilirsiniz. Cesaret sözcüğü ‘’Cuarege’’, yürek anlamına gelen ‘’cuare’’ kökünden türemiştir. Yüreğinizin sesini dinleyin.Cevap verecektir.Cesaret de korkaklık gibi bulaşıcıdır.Kendinizi cesaret öyküleri ile besleyin. Hayatta yaşadığı zorlukların üstesinden gelen insanların hikayelerini dinleyin. İşte benim en sevdiklerimden biri; bakalım kahramanı tahmin edebilecek misiniz? Varis iken gayri meşru ilan edilip, kuleye hapsedildi. Hapis hayatı sürerken o zamanını okuyarak kendini öğrenmeye adayarak geçirdi.Altı lisan öğrendi. Ailesinde çeşitli ölüm ve idamlar oldu.Hayatı pek çok kez tehlikeye girdi. Tahta çıktığında zorluklar daha yeni başlıyordu. Kadın bedeninde erkek yüreği taşıdığını ifade eden söylevleri, gerektiğinde yumuşak gerektiğinde ise cesur eylemlerinin kabul edilirliğini sağlıyordu. Aksiliklerden yılmadı, ayağa kalkacak cesareti hep gösterdi. 45 yıl tahtta kaldı. Mesleki veya kişisel ilişkilerinizde kadınsı ve erkeksi güçler arasında dengeyi kurmakta zorlanıyorsanız.I.Elizabeth’in hayat hikayesini okumanızı öneririm.Onun hikayesinde eşsiz ve esinlendirici dersler var. Hayalden gerçeğe geçiş, başlangıçta gerçekleşmesi istenenin görüntüsünün akıldan hiç çıkartılmamasıdır.Başaracağınıza inandığınız düşüncenin hayalini zihninize yerleştirdiğinizde, amaç ve düşüncelerinizi gözünüzde canlandırmaya başlarsınız.Bu güç, size yaratıcı çözümler üretmenizi sağlayacak farklı bakış açıları kazandıracaktır. Sadece görüntülere odaklanmayın, onlar biçimlerin gölgesidir. Kendi gerçeğinizi bulmak için, görüntüleri biçimlerle birlikte değerlendirin. Küçük bir oyuna ne dersiniz? Gerçekleşmesini istediğinizin hayalini kurun. Hayaliniz, yeni bir kariyer, yeni bir ilişki, saklı kalmış bir yeteneği yaşama isteği olabilir. İşte size koçluk soruları; Sizi hayalinizi gerçekleştirmekten alı koyan nedir? Düşünüz gerçekleştiğinde hayatınızda ne değişir? Hayaliniz şu an gerçekleşse neler hissederdiniz? Nerde olurdunuz? Kimlerle olurdunuz? Gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Nasıl hissediyorsunuz şu anda? Gerçekleştirmek için nelere ihtiyacınız var? Hayallerinizin peşinden gitmek için şimdi, şu anda küçük bir adım atın.Yapmak istediklerinizi başka zamana ertelemeyin, harekete geçin. Shakspeare’in dediği gibi’’Düşünceler, etkileri denenene kadar düşlerden ibaret kalırlar’’ Kendinize inanın.Siz önemli ve çok özelsiniz. alıntı
__________________
Oy Karadeniz |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|