|
#1
|
|||
|
|||
|
Arada Dusunmek Gerek
Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve y***un dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla.Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de ' Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi. Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim. Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu annem halimi. Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum. Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım.' dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım? Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş.Bu adam benim herhalde.' dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi. Heyecanla başladım anlatmaya.Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde y***un olacağım. Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye. Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Duyduklarına inanamıyorlardı. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi Farkında' Olmalı İnsan...Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı Ömür Dediğin Üç Gündür, Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür, O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür -------------------------------------------------------------------------------- |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
Çok hoş bir yazı.Valla ne yalan söyleyeyim.çocuklarıma zaman zaman böyle davrandığım olmuştur mutlaka.bu benim kusurum değil günün koşullarının bir sonucu olsa da onlara yapılan haksızlığı elbette hafifletmez.Gerçekten 1 odalı evimizde 5 kardeşle yaşarken şimdi bağımsız odası olan,bilgisayarı ve oyuncakları olan çok çocuktan daha mutlu olduğumu hatırlıyorum.onları ne kadar şanslı olarak görürken gerçekte ne kadar şanssız olduklarını şimdi anlıyorum. ÇOCUKLAR BİZLERİ AFFEDEBİLECEKMİSİNİZ? ![]()
__________________
HİSSEYİ ALIRKEN KORKAK SATARKEN CESUR OLACAKSIN SATIŞ HEDEFİ BU KAR BANA YETER DEDİĞİN YERDİR Burada yer alan bilgiler şahsi düşünceler olup kesinlikle al-sat tavsiyesi değildir.sorumluluk şahısların kendisindedir |
|
#3
|
|||
|
|||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
Sadece siz degil bu yazinin iceriginde kendine bi gonderme bulan emin olun, herkes birsey bulacaktir... Bazen gercektende durup bir dusunmek gerek, el saga cekip el frenini cekip, benim icin bu dunyada en onemli seyler nelerdir die, ondandir bunu yazmam )bu konuyu acmam |
|
#4
|
|||
|
|||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
Dostum yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız Yüce ALLAH ın bir lütfudur,ama inanki bir insanın en büyük değeri Anne ve Babası dır,onların varlığı bizim varlığımız,bizim varlığımız,çocuklarımız, çocuklarımızın varlığı ve derken hayat sürüp gidecektir,BEYAZ MELEK filmide insanların çocuk olarak kalmayıp şuanki tiyatro ve sinema devlerinin sonlarının en güzel bir şekilde nelere muhtaç kaldıklarının resmidir,insan bu dünyada kendine şu soruyu sormalı ; yaratılışımızın , yaşayacaklarımızın amacı ve gayesine uygun geçen günlerde ben ne yaptım? ![]()
__________________
Ölümü Hatırlamak,Hırs ateşini söndürür |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
KIRMIZI BISIKLET Yıllar önce bir kitapta okuyup, yazmıştım; bu bahar başıma geldi. Oğluma bir kırmızı bisiklet aldık. Binmeyi öğrenene kadar dengesini sağlasın diye arkaya iki küçük tekerlek taktırmaya gittik. Çok görüp geçirdiği belli, biçkin bir usta, lastiklere hava basarken "Yedek tekerleri bos verin" dedi, "...iki tekerle binmeyi denesin. Yardımcı olursanız 1 saatte öğrenir. Yoksa yedekleri atması aylar alır. Düşse de aldırmayın, düse kalka öğrenir sürmeyi..." Öğüdü tuttuk ve açık alanda ilk denemelere giriştik. Önce pedal basmayı, fren sıkmayı anlattım, sonra selede dengede oturmayı... Oturdu. Ayakları pedala zor uzanıyor, düşmekten korkuyordu. "Hiç korkma, ben daima yanında olacağım ve seni tutacağım" dedim. Güvendi. Sol elimle gidona, sağ elimle seleye yapıştım; burnumu çocuksu kokular saçarak dalgalanan saçlarına gömüp kırmızı bisikletin yani sıra koşmaya başladım; önce ağırdan alan, giderek hızlanan bir tempoda... O, yüzünü yalayan rüzgârın ve emin ellerde olmanın keyfiyle kahkahalar atarken ben bisikleti dengede tutmak için büyük enerji harcıyor, tekerden hızlı koşma çabasında nefes nefese soluyordum. Kolay değil; istikballe yarışıyordum. *** Bir süre sonra yoruldum. "Simdi kendin binmeyi deneyeceksin" dedim. Çekindi biraz. "Süremem" diye diretti. "Sürersin" dedim, "Ben hemen arkandayım". Önce ürkerek bastı pedallara... Kırmızı bisikletin dengesi bozuldu. Fark ettirmeden seleden tutup düzelttim. Acemi sürücüyü iltifatlar ve ıslıklarla yüreklendirdim. Simdi bazen arkasından tuttuğumu bilmeden bisikleti kendisinin sürdüğünü sanıyor, bazen ise tuttuğumu sanıp gerçekten kendisi sürüyordu. Zamanla bisikleti kimin yönettiğini ayırt edemez oldu. Oysa ben farkındaydım: Kırmızı bisiklet uçmaya hazırlanıyordu. *** Bir saatin sonunda artik iki elim havada bisikletin yanında koşturuyordum. Ellerimi görüyor, her an tutabileceğimi biliyor, bunun verdiği güveni, kendi basına sürebiliyor olmanın özgüvenine katık edip direksiyona sımsıkı yapışmış halde pedala basıyordu. Giderek hızlandı. Bir süre sonra yetişemez olup peşini bıraktım. Kırmızı bisiklet sendeledi ilkin, bir o yana, bir bu yana yattı, sonra toparlanıp çığlıklarla kanatlandı. Ardından bakakaldım. *** Bir hayat provasıydı sanki... Sendelerse her an arkasında olacağımı, yardıma koşacağımı biliyor; ama vakti gelince süren bir bahar dalı gibi kırmızı kısrağını kendi basına sürmesi gerekiyordu. Erken bıraksam düşebilir, fazla tutsam ömür boyu dengesini sağlayamayabilirdi. Seledeki elim, onu biraz besleyip tam zamanında kesilen bir göbek bağıymışçasına görevini yapıp çekilmişti. Simdi bir pedal ileri basıldıkça öbürü gerileyecek, yeni sürgün geldikçe, yorulan körelecek, hayatin tekerleri nesilleri öğütecek; devran böyle dönecekti. Yârin seledeki çocuğun eli tutacaktı çocugunun selesinden... Onun selesini tutan el ise, senede bir gün öpülmeyi bekleyecekti... ben de bunu çok severim ve paylaşmak istedim
__________________
HİSSEYİ ALIRKEN KORKAK SATARKEN CESUR OLACAKSIN SATIŞ HEDEFİ BU KAR BANA YETER DEDİĞİN YERDİR Burada yer alan bilgiler şahsi düşünceler olup kesinlikle al-sat tavsiyesi değildir.sorumluluk şahısların kendisindedir |
|
#6
|
|||
|
|||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
Bu da cok guzel Dedigim gibi; Arada insanın bir frene basip bu hayat temposunda dusunmesi gerek benim icin onceliklerim neler, ne yapiyorum neyi gozden kaciriyorum , bazan o kadar teferruata daliyoruz ki ana konuyu kaciriyoruz... |
|
#7
|
|||
|
|||
|
''Mutluluk İnsanın Boyu Hizasındadır.''
Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz. Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz. Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eger şimdi değil ise ne zaman?... Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir...Der ki; "Uzun zamandan beridir hayatın gerçek hayatın başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, halâ hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu.Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı." Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin.Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez Öyleyse; Okulu bitirene kadar,10 milyar kazanana kadar, Çocuklarınız olana kadar,Çocuklarınız evden ayrılana kadar, işe başlayana kadar,Evlenene kadar,Cuma gecesine kadar,Pazar sabahına kadar, yeni bir araba, ya da ev alana kadar, Borçları ödeyene kadar, İlkbahara kadar, Yaza kadar, Sonbahara kadar,Kışa kadar,Maaş gününe kadar,şarkınız söylenene kadar,Emekli olana kadar,Ölene kadar..... MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ AN' DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN. MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR. " PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA. OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR. " --KONFÜÇYÜS--
__________________
Oy Karadeniz |
|
#8
|
|||
|
|||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
Gereks Yazmam gerek, Okumam gerek, Düşünmem gerek, Konuşmam gerek, Seyretmem gerek, Algılamam gerek, Anlamam gerek, Üretmem gerek, Düşündürtmem gerek, Yeniden oturup yazmam gerek, Arada bir ayağa kalmak gerek, İnsanları dinlemek gerek, İnsanları okumak gerek, İnsanları düşünmek gerek, O da yetmez ürünleri düşünmek gerek, Kendimi şarja takmam gerek, Uykusuz yaşanmayacağını anlamam gerek, Gezmem gerek, Görüp yorumlamam gerek, Görüp yorumlamadan izlemek gerek, Paralel düşünüp geliştirmem gerek, Anlatmam gerek, Ziyaret etmem gerek, Göstermek gerek, Telefonlaşmak gerek, Dinlemek gerek, Dinleyip algılamak gerek, Görüp anlamak gerek, Okuyup çözmek gerek, Üretip yaşatmak gerek, Gerek de gerek. "Kafayı yiyorum galiba" cümlesini kullanmadan kafayı yediğini düşündüğünü belirtmek gerek. Ömrün yetip yetmeyeceğini düşünmeden yola çıkmak gerek. Geç oldu artık. Yatmak gerek. gel-git. git-gelme. gelme-git, gitme-gel. Vay be. Minik bir bebek, bunlardan haberdar olmasa gerek. murat kaya..
__________________
Oy Karadeniz |
|
#9
|
|||
|
|||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
"KEŞKE" SİZ AN'LAR Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer,Oturup saymazdım eski yanlışlarımı, Kusursuz olmaya çalışmaz,rahat bırakırdım yüreğimi,Ve elbette,çok daha çoşku dolu olurdu sevdalarım,İçine azbuçukda ciddiyet katılmış,Bu denli titiz olmazdım hiç,öyle bir şansım olsaydı eğer,Korkmazdım daha çok riske girmekten,Daha çok yolculuğa çıkar,gündoğumlarını kaçırmazdım asla,Hele dağlara tırmanmanın keyfini,Hiç bilmediğim yerlere giderdim gidebildiğince,Doyasıya dondurma yer,boş verirdim kuru fasulyenin nimetlerine, Öyle bir şansım olsaydı eğer,Dertlerimde yaşamın gerçeğini taşırdı,yalnızca düşlerin değil İşte hani onlardan,her dakkasını verimli geçirenlerden biriydim,Aynı An'lara geri dönebilseydim eğer Yalnızca iyi ve güzel olanları tatmak isterdim yeniden, öğrenemediyseniz hala,öğrenin artık:Yaşam an'lardan oluşur.Sadece an'lardan... Şimdiyi yakalayın .Yanında termometresi,birşişe suyu,şemsiyesi ve Paraşütü olmadan yerinden kıpırdamayanlardan biriydim.Ama yeni baştan yaşayabilseydim eğer İyice hafiflemiş olarak çıkardım yolculuklara,İlkbahara yalınayak girer Sonbahara dek unuturdum papuçlarla yürümeyi,Hiç bilinmeyen yollara dalardım,tadını çıkarırdım gün ışığının,Çocuklarla daha çok oynardım,Sil baştan edebilseydim eğer...... .................................................. .................................................. ........... Bir zaman tünelinde yolculuğa çıkın da, kendinizi, yaşantınızı, geçen günlerin size neler kattığını ve neler götürdüğünü düşünün.Götürdüğü en önemli şeyin hayat olduğunu, ne yazık ki iş işten geçtikten sonra anlıyoruz; ve hep geçmişe dönmek, daha dolu dolu bir yaşam sürmek istiyoruz.Ama maalesef geçmiş artık adı gibi geçmişte kalıyor ve biz bir ömrü bazı olumsuz hırslar yüzünden boşu boşuna geçiriyoruz Hep daha fazla diyerek ömrü bitiriyoruz.Fakat bir süre sonra da geçen o yılları aramaya başlıyoruz;ve en sonunda kimsenin kullanmamasını dilediğim o kelimeyi kullanıyoruz "keşke" ama keşke kelimesinin hayat için bir anlamı kalmamıştır;ve keşkeleri düşünme zamanı değil, içinde bulunduğumuz anı yaşama zamanıdır. Hayatınızın "keşke" lerle değil "iyi ki " lerle dolu olması dileği ile... Umudayolculuk
__________________
Oy Karadeniz |
|
#10
|
|||
|
|||
|
Cevap: Arada Dusunmek Gerek
O keske ler hic bitmez ama ![]() Insanin dogasinda var doyumsuzluk, hirs ve daha iyisini arzulama |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|